Zigetvar Önlerinde

    Bir yeniçeri, dolu dizgin ordugâha girdi. Kimsenin engellemesine kalmadan,  atını doğruca Otağ-ı Hümayün’e sürdü.

“Savrulun bre!…” diye bağırıyordu. “Sultan Süleyman’a sözümüz var.”

Padişah çadırının önünde attan düştü. Yaralıydı. Buraya kadar zor dayanmıştı. Sürüne sürüne çadıra girdi. Kanunî vezirleriyle konuşuyordu. Hayretle yaralıya baktı.

“Ne var?” dedi. “Ne istersin?”

Adam güçlükle ağzını açtı:

“Padişahım, Zigetvar muhafızı Kont Nikola Zerrini, kalleşlik etti; ‘Tırhala Sancak Beyimizi ve oğlunu öldürdü. Kaleyi bir tamam yağmaladı. Taş üstünde taş, omuz üstünde baş komadı. Yetişin'”

Son gücüde bitmişti. Ebediyen gözlerini kapadı.

Padişah hiddetle yerinde fırladı;

“Zigetvar’a seferimiz var!” diye gürledi, “Ordu harekete hazır olsun.”

5 Ağustos 1566’da Zigetvar kuşatıldı. Kanunî Sultan Süleyman, uzun uzun kaleye baktıktan sonra askerlerine döndü:

“Zigetvarı sizden isterim!”

Fakat o gece hastalanıp yatağa düştü. Sokullu Mehmet Paşa, çadırında onu ziyret etti. Çok  bitkin olduğunu gördü;

“Padişahım, yarın taarruz günüdür. Top sesleri sizi rahatsız edebilir. Emrederseniz Otağ-ı Hümayün’u gerilere çekelim.”

Padişah itiraz etti:

“Ne söylemketesiniz Lala!.. Top sesleri bize ninni gibi gelir. Allah kuvvet verse de askerimizin başında savaşa katılsak…”

Bir kaç gün geçti. Bir akşam top sesleri arttı. Kale bir türlü düşmüyordu. Padişah sabırsızlandı. Dayanamayarak yataktan çıktı.

“Kılıcımı verin!” diye bağırdı. ” Askerlerimle birlikte savaşmak istiyoruz.”

Başhekim Bedrettin Çeleebi, telaşa atıldı:

“Aman sultanım, yatınız; mübarek vücudunuz buna dayanmaz.”

Padişah’ın gözleri ateş saçıyordu:

“Geri dur Çelebi! Bu kale, yüreğimizi yakar. Cenk elbisemizi giydirin, kılıcımızı getirin, atımızı çadırın önüne çekin.”

Ellerini semaya açtı; “Allah’ım, Zigetvar’a bayrağımızı dikmeden canımızı alma!”

Sokullu Mehmet Paşa’ya haber gönderildi. Paşa telaşla çadıra girdi. Padişahı ayakta görünce,

“Aman şevketlü Sultanım, bu ne haldir?” dedi.

Sultanın kaşları alabildiğine çatıktı:

“Bu hal, askerlerle beraber olmak halidir Lala… Ya sen burada ne ararsın? Hâlâ neden alamazsın Zigetvar’ı, neden?”

Sesi kısıldı. Yorulmuştu. Başhekime dayandı. Bacakları bükülüyordu. Son emrini verdi:

“Zigetvar’ı isteriz!”

Birkaç gün sonra Zigetvar alındı. Fakat Kanunî, zafer gününü görebilecek kadar yaşamadı; asırlık bir çınar gibi devrildi, gitti.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s